Burada dağlar tanrıların suretine bürünüyor geceleri. Görmesin diye Odeipus ellerindeki baba kanını, ay dağların arkasına saklanıyor. Apollon ise güneş eteklerine vurduğunda değil, lacivert battaniye üzerine serildiğinde üzülüyor günebakanlara.
Ve kâhin bırakmış olacaklardan haber vermeyi. Yaşayıp görmek zorunda kalacağız geleceğimizi.
Kasım 2010 @ Delphi, Yunanistan
"her lafına "bütün kadınlar şunu ister", "bütün erkekler böyle yapar" diye başlayan, müthiş bir özgüvenle konuşan, siz daha köroğlu'nu tanıyamamış, kendinizi bulamamışken dünyadaki her kadını adamı bu kadar yakından tanımış olmasıyla afallatan kişilere bir ad takılsa... (medyadaki yansımaları: her genç kız gelinlik hayali kurar, her erkek aldatır, her kadın anne olmak ister, ilh.)"
olmayan kelimeler ajandası, metis (2012)
irem.exe.12.03 (son indirip kurduğum halim)
apolitikliğin dibine vurdum.
bu arada politically correct olmanın yepyeni yollarını öğrendim; bu da bir şeydir. (bu blogda örneklerini göremeyebilirsin, o ayrı)
sekiz aydır gebeydim, sonunda bir titr doğurdum.
çemberin içindeyim ama kendimi bildiğimden beri aynı anda birden fazla yerde olmak istiyorum. neden?
haberleri okurken peşimden birileri koşturuyor, bir an önce bitirip aksiyon almak istiyorum.
olmayınca üzerine düşünme işini iptal ediyorum.
çişimi galatasaray'ı tuttuğumdan daha iyi tutuyorum.
gözümün önünde hastalanıp gözümün önünde sıradaki destinasyona ulaşan arkadaşımı gördüğüm halde yolculuğumu daha güzel hale getirecek adımlar atmıyorum.
sevgilime psikolojik baskı uyguluyorum ki göçebe hayatımız son bulsun. halbuki nolduysa yerleşik hayata geçen ilk kabile yüzünden oldu.
bunları yazarken diğer yandan da aylık faturalarıma dair bazı fasulye hesapları yapıyorum.
kendimi vermiyorum; belli ki aynı anda birden fazla şey de yapmak istiyorum.
kendime güveniyorum ama çevreye güvenmiyorum.
işimi seviyorum, eğlenceli bir ortamda tatlı insanlarla birlikte çalışıyorum.
fakat irem orijinli bir sorun var ki onu çözemiyorum.
herkes için mütevazı, kendim için büyük bir ay adımı atmak istiyorum.
bir şeyler başladı belki de.
peki ben o başlangıcı ne zaman hissedicem?
ne zaman hırs sahibi oluyordum?
ne eksik de averaja oynuyorum?
doluyum.
zaten boş da değilim, bilirsin.
bir şey bulup hayatımı ona adamak istemiyorum.
hayatımı adayacak bir şey bulmak istiyorum.
beni yattığım yerden her sabah heyecanla kaldıracak bir şey arıyorum. (şu anda yaptığımın/yaptıklarımın 'o' olmadığını göstermez bu ama EVREKA diye bağırmak başka bir şey. ve kombinasyon diye güzel bir matematik konusu var.)
arayacağım; doğrusu bu.
aslında fiziki olarak arıyor değilim, sadece aramak konusundaki açık görüşüm beni arıyor gibi gösterebilir.
yürüme'yi kalbimle okudum.
gözlerimi kapattığımda ya kendimi bi gemide görücem (mandalina ağaçları ve marmelat gökyüzü ile, ne sandın) ya da o sözleri ben yazıcam.
yapmadan, olmadan hiçbir yere gitmiyorum.
I got some things to tell you.
They're about.. things.
Life.
Is this the way, really? Do we have to spend our whole life climbing up a certain ladder where you can't see where the steps end? A life that goes away trying to keep your balance while making sure there's a life net under you. You fall, you set the net and start climbing again. Now what the fök is that? OK, you don't necessarily have to fall. Yet again, you might have to wait a couple of centuries to go just one (1) step further.
Bad metaphor.
What I'm trying to say is that.. LET ME LIVE.
Why don't you take another little piece of my heart?
(Sorry couldn't help myself haha)
OK.
I was talking to one of my friends the other day. We've been friends like forever and we've been longing for things we can't even explain and and aaaand why is that? We want our real lives to get started. Why is it so hard to accept that they already did? We feel like we're done waiting. And what's real anyway?
Do we have to go for some certain career routes (mostly corporate) and imitate others? There are a million different jobs out there you can choose. Why don't we have the courage to try something different?
Not that we have precise plans in our minds... We do have some hints though. Whenever I close my eyes (As Gamze told me once - to picture myself doing something I love) I'm at a beach, feeling the warm sand with my bare feet, surrounded by people who are enjoying what I'm serving. It doesn't have to be food, drink, or anything related to feeding. There are many kinds of feeding. Maybe I'm feeding their ears. Maybe I'm feeding their eyes. Maybe I'm doing both.
And MUSIC. Per se. Will be rocking all of our lives. It's not gonna be a background kind of music. It's gonna be the reason. It's gonna be the result.
I know we'll find it sometime.
I know I'll find it sometime.
beni duydun.
seslendim ve geldin.
sarıldın sıkıca.
gerçekti.
şu kılavuz muhabbeti başka bir şeye dönüştü yalnız.
sormıycam eğer sen de sormuyorsan, dedim.
ama insan kendini tutamıyor ki kızım.
seninle müziği paylaştık.
ortak, yüz kızartıcı bi geçmişimiz bile var.
öyle kolay değil minik kuşum.
daha çok şarkı söyliycez birlikte.
önceden senli olan hiçbir şey bundan sonra sensiz olmıycak.
hep orada kalacağını beynimdeki sınırları aşıp kanıtladın.
kalbimle konuştun.
çünkü sen bir meleksin; hem de sözlükteki ilk anlamıyla.
yazardım,
bilirdim,
emindim.
sormazdım
çünkü cevaplardım.
en çok ben,
hep bendim.
noldu?
çok komik;
nasıl da küçülüyor
insan kendi gözünde,
büyüdükçe.
2008, 17 Ekim
oh words, oh words, oh words,
why do you get stuck in my mouth?
why don't you go out there and get even bigger than me?
while i'm trying to be a better version of myself,
some things get in my way
they wear 'human' costumes
i want them out,
but it's their place inside
i want myself out,
but i'd wonder what's going on inside
and what kind of a circle is that?
i'm starting to draw the same around where i stand
i'm watching
and don't laugh but i can see through you all
and i accept the possibility of me adding some more up to this thing - because i know myself
still, it gives me the headaches
to think and believe every single day
that it shouldn't feel like this
let me be, crazy thoughts
let me see it for myself
and take no one else's way
Will it make me a merciless fighter or will I just curl up to myself?
Or are there really a million other colors on the spectrum?
What happened to "miracles turning into routine"?
Ah, that one.
Yerim onu :)
Hepimiz biliyoruz ki my time will come.
1. kimsenin elinde sihirli değnek yok, 1 seçimle demokratikleşmek hayal; gerçekçi olalım.
2. akp üçüncü kez seçiliyor, daha yüksek oyla seçiliyor, artık milletin zekasıyla filan açıklanacak bir şey değil bu. bu artık siyasi kültürümüzün bir parçası; aziz nesin'i rahat bırakın (hoşuma gidiyor diye söylemiyorum, en az sizin kadar rahatsızım.)
3. akp yeni anayasayı tek başına yapacak güçte/sayıda değil + chp oylarını biraz da olsa artırdı + mhp sanıldığı gibi barajın altında kalmadı + kadın milletvekili sayısı hala çok yetersiz de olsa geçen dönemkinden fazla (sanırım 77 olmuş); bunlar olumlu şeyler.
4. bağımsız vekil sayısındaki artış sevindirici. özgürlük bloğunu temsil eden birçok ismin mecliste olması mühimdir. kürtlerle türklerin derdini birbirine tercüme edecek nitelikte insanlar var. dileğimiz oldukları gibi kalmaları.
5. muhalefet partilerinden meclise girmiş yeni isimler arasında birçok akıllı, sağduyulu insan var.
6. akp önceki seçimde daha az oya fakat daha çok sandalyeye sahipti. şimdi oyu arttığı halde sandalyesi azaldı, temsilde adalet yine yok tabii ki ama en azından yaklaşıyoruz. adım adım. baraj konusunu sürekli gündemde tutacak bir muhalefet lazım.
7. o adam, RTE, tek adam değil ve olmayacak. türkiye elden gitmiyor, gitmeyecek.
8. sürekli gitmekten söz edenler var, anlıyorum ve bazen benim de aklıma düşmüyor değil ama kimi zaman "ne gerizekalıyız, gidicem bu ülkeden"den fazlasını söylemediğinizde, yapmadığınızda anlayamıyorum sizi. değişim için çabası olanları tenzih ederim. ayrıca hiçbir şeyi seçmemeyi seçenlere ve sistemin içinde olmamayı (olduğu kadar) tercih edenlere, oy vermeyip sonraki gün içki masasında ülkeyi kurtaranlardan daha çok saygım var.
9. muhalefet partilerinin öncelikli sorunlarımızın çözümü için işbirliği içerisinde olmalarını, iktidarın demokratik olmayan adımları, dayattığı ve dayatacağı tek tip yaşam biçimi karşısında çok sesliliği ilke edinmelerini, güçlü kalmalarını diliyorum. şu lanet yasakçı zihniyet de olağanlaşmadan, siyasi kültürümüzün bir parçası olmadan sesler yükselmeli. bazı yeni vekillerden umutluyum.
10. kısacası hiçbir şey yalnızca siyah ya da beyaz değil; önümüzdeki tablo önceki seçimden daha olumlu bir tablodur. mücadeleye devam.
Sektöre girebilmek için harıl harıl paint çalışıyor ve Mad Men izliyorum.