Bazen kanım önceden bi işaret fişeği çakmadan kaynamaya başlıyor. Aniden. "Noluyo ya noluyo!" diyene kadar kaynama gerçekleşiyor, soğuma başlıyor inanır mısınız? Füçudum ve içindekiler ne tatlılar.
Zaten Kütahya'dan geriye sayım başladı. Mutaassıplığını bir kenara bırakalım, hacılığı hocalığı ile işimiz yok herhalde, anısı var anısı.
Discrimination for Women in Politics araştırmamın üçüncü ayağı olan position paperımın koşusu başladı, hayırlısı olsun. Yarın kendisinin serrrt kopyasını asla haketmeyen eller tutacak, "hömm, homm, hümm, bak canım APA style uyarınca şuraya bi el atmamız gerekebilir" diyecek (eller konuşuyor). "Canım canım" diyeceğim, "seninkinde de çok pis mantık hatası var, al bunu baştan yaz" diye de ekler miyim? Niye agresifim şu an aceba? Alt tarafı bir peer review, alt tarafı çeviremedim, alt tarafı balık çevirsin.
Bisikletim var. Çok güzel. Çok güzel bir bisikletim var. Bordo. O kadar güzel ki bu güzelliği başına iş bile açabilir. Ama içim gider, bişi olmasın. Benim değil zaten, dönerken geri vericem. Çok güzel bir bisikletim var. Kilidi bile var.
Es el catorce de abril.

Kitap eleştirisi ödevim yüzünden hem ruhsal hem fiziksel anlamda çok yorulmuştum, şu yazıyı okuyunca keyfim yerine geldi. Ben güldüm, siz de gülünüz. Kaldığım yurdun 6. katındaki 2 banyonun 2 tuvaletinde de soldaki kağıt asılı Şubat'ın başından beri. Sağ sütunda haftanın Funky Monkey ödülünü alan arkadaşı açıklamışlar. Hikaye şu:
This week's Funky Monkey goes to an incredibly insensitive, woman beating Michael Windle. Windle's girlfriend was lying on his bed while he was doing some corny dance, per usual. Well, being the loving girlfriend she is, she kindly informed him of the dork he was being. Windle then attempted to take off his pants and ended up also pulling down his shorts that were underneath. She began laughing at him and he jokingly threw his pants at her; unfortunately, he forgot his cell phone was in his pocket. His phone hits his girlfriend in the face and she was laughing so hard from the situation that she didn't react for several seconds. Once the pain set in, however, she started crying. After many apologies from Windle, she started laughing again.
Yeah if you ever happen to read this, the room above #608 @ Lizo, just stop playing 'Just Dance'. I once liked that song bitch. Bak saat 4'ten sonra müziğin sesini kapatır mısın da demiyorum, hiç olmazsa potpuri yap diyorum. Gaga'nın yeni şarkıları da var gel ben sana karışık kaset çekicem.
Bugün bi çocuğun tshirtünün arkasında şunu okudum: "Basketball does not build a character, it reveals it." Sonra bütün o 'uzaktan atıyım ama tam atıyım'cı şutlarımı hatırladım. Tabii ki turnikede de şok edici derecede başarılıyım ama uzaktan gelip üçlük çizgisini birkaç adım geçtikten sonra şut atmayı daha çok severim. Bu karakterim hakkında ne diyor?
PS: Elizabeth College kız takımı onlara katılmamı teklif etti. Bi süre onur ve şeref duymaktan cevap veremedim. Sonra da "Sürekli antrenman yapacak kondüsyona sahip değilim, azcık da çekiniyorum. İzlemeye gelsem?" dedim.
Her dersin başında kendisinden beklenmeyecek çocuksu bi heyecanla iPod’unu açıp, hoparlöre bağlayarak Country müzik çalan ve çaldığı şeyi binbir söz oyunuyla dersle ilişkilendiren, pembe yanaklı, kır saçlı, papyonlu bir Amerikan tarihi profesörü var. Devamlı quiz yapmasa daha çok severdim.
Karşılaştırmalı politikayı İngiliz futbol takımlarıyla özdeşleştirerek anlatan bi hoca var.
Social Problems dersinin aynı zamanda terapist olan profesörü de rap yaptı geçen gün. O hafta anlatacaklarını şarkı sözü gibi yazmış. Açtı müziği üstüne nefesi kesilene kadar söyledi. Derse hep eşofmanla geliyor, saçları mütemadiyen elektrikli, gözlüğünün üstünden bakıyor.
“Thick” yerine “dick” diyip 5 dk gülen, henüz oda arkadaşımla kavga etmediğim için gidip kendisine onun arkasından konuştuğumu söyleyeceğini belirten nispeten sıkıcı hocalar da mevcut.